Ellerimden çıkmıyor ellerinin izi
Yalnızlık çalarken sirenlerini,
Sensiz duygular da anlamsız
Nasıl yığdın aramıza
Bunca dağı ovayı denizi
Ayaklarıma dolaşıyor gözyaşlarım
Özlem yine dizi dizi
Sular akmıyor
Sevişmeler yakmıyor tenimizi.
Ben hüzün avcısıyım bilirsin
Bu yakınmalar kendime
Sen üstüne alınma
Yalnız da çoğaltırım gizi
Gece beni çağırıyor bak
Şimdi dalarım cadde sokak
Yüreğimde gecikmiş boşluk
Ellerimde ellerinin izi.
Dışarıda uluyan rüzgar
İçimde sana birikmiş özlemler..
Dilimde Şehrayin türküleri,
Elimde vuslatların taze gülleri,
Sana geliyorum hasret dağlarını aşarak.
Arala perdelerini güneşe artık
Vakit, kavuşma zamanı...
Sana geliyorum mürekkebimi yakarak.
İsmini andıkça gönlümde,
Al al gelincikler acıyor yüzümün bozkırlarında
Gülüşlerini içime çektikçe,
Ak güvercinler kanatlanıyor dualarımdan.
Sana geliyorken yanık türkülerle,
Dudaklarıma baharları yapıştırıyorum.
Saçlarından öptüğümde,
Saçların bir ömür boyu umut koksun diye..
Sana geliyorum
Güneşi hasretinle ağlatarak.
Ayrılıkları yüreğinde hançerleyip
Vuslatları yazıyorum gözlerine.
Ve kavuşma anında,
Bulutlardan umut tanelerini avuçlayıp
Alnının üzerine usulca düşüyorum.
Ve dudaklarını inince yüreğim,
Haykırıyorum vuslatın baharlarına.
Seni seviyorum gülüm...
Seni seviyorsam eğer,senden vazgeçemem demek değildir.
Sevgiyi seninle en yücesinde,
Dostluğu seninle en güzelinde,
Acıyı seninle paylaşsakta ölesiye,
Biraz da mutlu olmak için çok geç.
Bir gün biter canım,bir gün bitecek.
Belki bu gün ,belki yarın ,belki daha sonra.
İçimizdeki sevgiyse eğerr,yakarda geçer.
Aşk olmadıktan sonra.
Unutursun,unutulur günler geceler.
Tatlı bir anı kalır yüreklerimizde,
Buruk bir sarhoşluk gibi,
Sonra gelir ,geçer.
Anılarmı canlanır yüreklerimizde,
Damla ,damla yaşlarmı birikir gözlerimizde,
Hiç biri degil,
Bir mum alevi gibi yanar sönerde,
Kısacık ömrümüzde.
Ben en güzelini yaşadım sende,
Bir gün tüm güzellikler sana da güler,sakın üzülme.
Büzme dudaklarını ağlamaklı,
Ağlama hiç ağlamaya deymez,
Islanmasın hiç o küçücük gözlerin gözyaşlarınla,
Yanaklarından süzülmesin damla damla yaşlar,
Yattığım toprağa.
Camdan yapılmayım,
Kırıldım bir kere,
Zor bir araya getirdim parçalarımı,
Tahtaların aralarına giren küçük kırıkları,
Gözyaşımla ıslattığım parmak uçlarımla topladım,
Halının tüylerine dek fırlayan camları ararken,
Yüzümün düşlerle dokunmuş desenleriyle bakıştım
Anıların üzerine basmadan, kanatmadan kendini,
Yarım yansımalarınla yüzleşmeden iri cam parçalarında,
Kendini yeniden bir araya getirmek,
Yapıştırmak kırıkları yerine,
Sandığın kadar kolay değil!
Benim doğallığımın yerine,
O kırıklıktan sonra işte bu yapaylık oturdu,
Anla artık,
Yapıştırarak kendimi oluşturdum yeniden.
Bu yüzden kaldıramam ikinci bir kırılmayı.
Sen hiç bir şeyi ikinci kez yapıştırmayı denedin mi?
Tutmaz...
İki kıyı tüm girinti ve çıkıntılarıyla tamamlamaz birbirini.
Bir daha olursa,
Olursa bir daha kırıklık,
Daha keskin, daha tutulmaz, daha tehlikeli olurum.
Tene değen her parçam, keser kanatır.
Ki anlasana,
Sindiğim kıyılardan köşelerden,
Ansızın batarım insanlara.
Ki anlasana,
Kırılıp dağıldığımı unuttukları an,
Gittikçe büyüyen bir tehlike olurum
Sakın!
Sakın, durduğum şu zaman ve yer içinde,
Dengemi bozacak kadar ağır dokunma bana,
Sakın beni bir daha düşürme
Zanetme ki
gOzlerim sana
baktikca bikacak,
olsemde ruhum
seninle kalacak.
Kapanirsa gozlerim
senden once bu hayatta,
inan ki son sozum
SENI SEVIYORUM
olacak !
Senmiydin bana bu cileyi
bu azabi tattiran.
Sende bir gun
benim yerimde olursun
iste o dun cok yakin...
Ey mezarci , bir mezar
kaz ki,
izdirabtan, kederden uzak olsun.
Mezarima caresiz yak ki
beni sevenler okudukca
kahrolsun.
Mezarimi dikenli tellerle
cevir, o zalim eller
topragima deymesin.
Anlat ona askimi, sevenin
haline gulmesin...
Bir mavi denizdeyiz şimdi seninle
ak bir martı gibi umut ve sevinç yüklü gemimiz
mutluluk rüzgarları vuruyor yelkenlerimize
pupa yelken yol alıyoruz sabaha
güneşli günlere çıkıyoruz mavi gecelere
Seninle
güzelliklerin el değmemiş ormanlarındayız
düşlenmemiş renklerin çılgınlığı var bakışlarımızda
kulaklarımıza binlerce kuş sesi dökülüyor
şiir cıvıltıları üşüşüyor saçlarımıza
sevgi çelenkleri örüyor zaman içimizdeki ışıltılardan
Türkülerle beslenerek,
bir çiçek büyüyor tüm zamanların
özlem bahçelerinden
bütün küskün çocuklardan
bir çocuk gülümsüyor geleceğe
kaldırıp duvağını gökyüzünün
öpüyoruz tüm mavi bulutların alnından
Bir Adem Havva faslındayız şimdi seninle
yeni bir rüya görüyoruz,
yeni bir bahar yeşeriyor tenlerimizde
yeni bir masalı yaşıyoruz şarkıların tılsımında
güneşi mehtabı yıldızları içiyoruz tüm pınarlardan
O şehirde gene şarkılar söyleniyordur
Karşılık görmemiş sevgiler üstüne
Işıkları sönmüş odamda
Yarım kalmış şarkımı duyuyor musun?
Beni sorarsan gene yapayalnızım
Sen sıcak yatağında rahat uyuyor musun?
Boş kalan yastığımı başkası mı doldurmuş?
Ellerini okşayan o yabancı kim
Öyle uzak bakma yüzüme
Seni artık yolundan döndürecek değilim
Ne o gözlerin dolmuş yoksa ağlıyor musun?
Kırk yılda bir olsun beni anıyor musun?
Özlediğin hayatı buldun mu bilmem
Gözlerinde hala hüzün var gibi
Gene yüzün gülmüyor anlat nedendir
Gene aşksız gene bomboş mu için
Niye ellerin soğuk yoksa üşüyor musun?
Mutluluğun peşinden hala koşuyor musun?
Kar mı yağdı güvendiğin dağlara?
Seni de bir türlü umdurmadı mı kader?
Üzme kendini her şeye rağmen
Dünya yaşanmaya değer
Bu yerler bu alem her şeyden yoksun
Sana sesleniyorum duyuyor musun?
ne Senİ Nede Sevgİnİ İstİyorum Senden.
Sanaolan Çocuksu Saf Sevdami
Sana BaĞli Canimi İstİyorum.
Sana En BÜyÜk Ceza;yanlizliĞi
Birakiyorum.....
GÖzlerİmden Akan YaŞalara DeĞİl..
Sana Aciyorum..
YÜreĞİme SapladiĞin HanÇere DeĞİl
Sensİz Gecelerde KurduĞum Hayallere
Yaniyorum...
Sana Olan Sevdamdan DeĞİl...
Kaderİmden KaÇiyorum...
Sana En BÜyÜk Cezayi YanlizliĞi
Birakiyorum