Kerim(Tansel Öngel)'in birinci bölümde okuduğu şiir:
öyle yaralıyım ki ölmem ben artık
ölmem ya kanarım seve seve
haksızlık etmem suya ekmeğe
hiçbir anahtar bölmese de kilidimde
bekliyorum kaç zamandır
uykusuzum sabırsızım
başımı acıtıyor geceleri yastığım
dilim kurumuş bir su yatağı
katı sözcüklerle dolu ağzım
elimden tutmuş sevecen gençliğim
buzdan bir yolda düşe kalka yürümeyi öğretiyor yeniden bana
geçmiş deyince sen geliyorsun aklıma
sahi sen yaşadın mı ya
var mıydın acaba
yaşadık mı seninle aynı zaman parçasında
ama ellerin aklımda
iri gözlerin, sıcaklığın geceler boyu
ve aklın aklımda
Zeynep(Burcu Kara)'in dördüncü bölümde okuduğu şiir:
Tüm istediğim böyle el ele beraber yaşlanmaktı seninle
Çocuk veremesem de sana,
Elin olurdum, ayağın olurdum, gözün sözün olurdum
Hayatım boyunca hep aynı kokuyu duymak istedim
Ben hep aynı adama seni seviyorum demek istedim
Eğer öylece bırakıp gitmeseydin beni,
Aç kalırdım seninle, susuz kalırdım
Ben hep şiirlerini okuduğun kadın olmak istedim
Okuduğun şiir olmak istedim
Hep bir masalı yaşar gibi, yolunu gözlerdim akşam vakitleri
Sokağın başından dönüşünü,
Adımı bir şiir gibi söyleyişini özlerdim okul çıkışları
Yapmasan, bırakıp gitmesen, bu kadar kanatmasan içimi
Ben bir ömür boyu her akşam hep aynı kapıdan her gün biraz daha yaşlı her gün biraz daha yorgun gireceğini bile bile yine seni özlerdim
Başka bir şey istemedim ki
Ben sadece seninle yaşlanmak istedim
Elveda...derken sana...
Bu sana son yazışım... diye başlayan bir mektup var şu an karşımda. Bu sana son sözüm dermiş gibi bakan. Simsiyah harflerle kirletilmiş, bembeyaz bir sayfa. Neresinden bakılsa acı, hangi satırından başlansa hüzün, hangi kelimesi okunsa güvensizlik.
Oysa ki benim; batan güneşin ardından sarıldığım, tepeden aşağı inerken, çakıl taşlarıyla birlikte yuvarlandığımda düşündüğüm biri var
Bu sana son yazışım?? bir ayrılığın ilanı gibi, ölünün üzerine son kürektoprak, gözdeki son damla, son kez el sallamak gibi?
Oysa ki benim; Kışın soğuğunda, dalgaların kayaları dövdüğü anlarda, fırtınalarda savrulurken sığındığım biri var?
Bu sana son yazışım... düşündüklerinin, hissettiklerinin ve yaşadıklarının benim için zerre kadar önemi yok demek değilse ne bu? Sen istediğini söyle, senin söylediklerinin hiç bir anlamı yok demek değilse ne bu
Oysa ki benim; derinlerde soluksuz kaldığımda ve nefesimin bana ait olmadığını sandığımda, sonsuz gibi görünen karanlığın ortasında, umudumun tükendiği anlarda düşündüğüm biri var
Bu sana son yazışım diye başlayan ve sana hiç inanmadım, sana hiç güvenmedim diye devam eden satırlar bunlar. Üstelik inanmam ve güvenmem için yaptığın her şey boşa kürek çekmek, yetersiz, yersiz ve saçma çabalardan başka hiçbir şey değil
bunlar.
Oysa ki benim; burnumda yağmur kokusu varken, bulutlar hızla akıp geçerken, ve çocuklar ağladığında, perdeler uçuştuğunda düşündüğüm biri var
Bu sana son yazışım ben bunları hak ettmedim Ama sen herşeye müstehaksın, üzülmelisin, kırılmalısın, parçalanmalısın, yok olup gitmelisin Senin söylediklerinden daha değerli başkalarının ne dediği, senden daha değerli bakalarının ne düşündüğü demek bu.
Oysa ki benim; elimi uzattığımda ve satin her çalışında, yanımdayken özlediğim ve uzaklaşınca her an düşündüğüm biri var
Bu sana son yazışım Açıkca dilediğini yap, ben istediğim kadar daha yanındayım. Kendimi hazır hissedince girdiğim gibi çıkacağım hayatından demek bu
Oysa ki; Aklımın kıyısında dolaşan ve dilimin ucundayken yanarcasına düşündüğüm,
deniz gözlerinde dolaşırken yemyeşil ormanlarda yok olup gittiğim biri var
Tek kişilik dünyamda ölçülü adımlarla yürüyorum. Boshwer dim ve ben artık kendi MaSaL ıma dönüyorum. Sana geliyorum. Aylardan Nisan, sabahın erken saatleri ve bahar?